Değerli Ortaklarımız,

Ülke olarak, son derece önemli konuların peş peşe gündemimize girdiği 2019 yılını geride bırakmış bulunuyoruz. Diplomatik alanda, Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak için ordumuzun Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekâtı, ülkemizin Akdeniz’deki münhasır ekonomik bölgesindeki çıkarlarını korumak için devletimizce uygulamaya konulan kararlar, ABD’nin Türkiye’yi ekonomik yaptırımlarla tehdit etmesi ve son olarak Libya’daki iç savaşın Türkiye’yi yakından ilgilendiren yansıma ve yankıları, yıl boyunca gündemin ilk sıralarında yer alan konular olmuştur.

İç politika alanında, mart ayında gerçekleşen ve İstanbullu seçmenlerin haziran ayında yeniden sandık başına gitmesiyle yılın önemli bir bölümüne damga vuran belediye seçimleri en çok takip edilen konu başlığını oluşturmuştur. Dünyanın politik ve ekonomik gündemini ise, ABD ile Çin arasında süren (ve küresel çapta yansımaları olabilecek) ticaret savaşlarına ilişkin görüşmeler, İngiltere’nin neredeyse yılan hikâyesine dönen Avrupa Birliği’nden ayrılma sürecine (Brexit) yönelik müzakereler, ABD Başkanı Trump’ın azli yönünde başlatılan hukuki süreç ve nihayet 2019’un son günleri ile yeni yılın ilk günlerindeki ABD-İran gerginliği ve Çin’de ortaya çıkan Koronavirüsü konularındaki gelişmeler meşgul etmiştir.

Değerli Ortaklarımız,

Öte yandan, iklim değişikliği olgusunun sonucu olarak sıklığı ve şiddeti giderek artan fırtına, sel vb. aşırı doğa olayları ve önüne geçilemeyen orman yangınları, insanoğlunun doğaya ve çevreye verdiği zararın artık geri döndürülemez sınırlara yaklaştığı yönündeki göstergeler, biyoçeşitlilik üzerindeki baskılar ve doğal kaynakların hızla tüketilmesi, sürekli gelişen teknolojinin ulaştığı noktada yapay zekânın insan türünün ekonomik ve genel geleceğini nasıl etkileyeceği konusu gibi başlıklar da her geçen gün daha fazla konuşulur ve tartışılır hale gelmektedir.

Küresel, bölgesel ve yerel tüm bu gelişme ve tartışmaların etkisi altında şekillenen 2019 yılı, Türk ekonomisi için de çetin geçmiştir. Ekonomik büyüme duraksamış, yılın birinci ve ikinci çeyreğinde yaşanan sırasıyla %2,3 ve %1,6 oranlarındaki ekonomik daralmanın ardından üçüncü çeyrekte %0,9’luk bir büyüme gerçekleşmiştir. İşsizlikte artış gözlenmiş, 2019 Kasım ayı itibarıyla işsizlik oranı %13,3 olmuştur. Yıllık TÜFE enflasyonu ağustos ayına kadar %15-20 bandında seyrettikten sonra, yılı %11,8 seviyesinde kapatmıştır. Öte yandan, ekonomideki duraksamanın etkisiyle de olsa, olumlu bir gelişme olarak cari işlemler dengesinde ciddi bir düzelme yaşanmış ve cari işlemler 2019’da 1,7 milyar ABD doları tutarında fazla vermiştir. Cari dengedeki bu düzelme döviz kurları üzerindeki baskıyı da göreceli olarak hafifletmiştir. TL karşısında 2018 yılını 5,26 seviyesinde kapatan ABD doları, 2019 yılı sonunda %12,9’luk bir artışla 5,94 seviyesine gelmiştir. TL faiz oranları da enflasyondaki gerileme paralelinde yıl içinde kayda değer bir düşüş göstermiş ve 2018 yılı sonunda %24 olan Merkez Bankası’nın bir haftalık repo faizi (politika faizi) 2019 yılı sonunda yarı yarıya bir düşüşle %12’ye inmiştir.

Bu zorlu dışsal koşullar altında Tekfen Grubu, 2019 yılını da mali açıdan yüksek bir performansla tamamlamış, hem ciro ve hem de kârlılık açısından gurur verici başarılara ulaşmıştır. Bu çerçevede 2019 yılında Tekfen Grubu konsolide bazda 14.603 milyon TL ciro; 1.921 milyon TL faiz, amortisman, vergi öncesi kâr (FAVÖK) ve 1.415 milyon TL net kâr yaratmıştır. Yine 2019 yılı sonu itibarıyla Tekfen Grubu’nun aktif büyüklüğü 12.663 milyon TL’ye ve özkaynak büyüklüğü 5.497 milyon TL’ye ulaşmıştır.

Tekfen Grubu’nun en eski ve en büyük faaliyet kolunu oluşturan ve dünyanın farklı coğrafyalarında gerçekleştirdiği yüzlerce proje ile “Tekfen” adını küresel bir marka haline getiren Taahhüt Grubumuz, 2019 yılında 10.539 milyon TL ciro ve 984 milyon TL net kâr elde ederek üstün bir performans sergilemiştir. Taahhüt Grubumuzun amiral gemisi olan Tekfen İnşaat’ın 2019 yıl sonu itibarıyla elindeki aktif iş stoku (backlog) 1.715 milyon ABD doları seviyesinde olup, şirketimiz faaliyetlerini Azerbaycan, Gürcistan, Irak, Katar, Kazakistan, Suudi Arabistan, Rusya ve Türkiye’deki çok sayıda projede sürdürmektedir. Öte yandan, Tekfen Holding’e bağlı olarak faaliyet gösteren Gayrimenkul Geliştirme Grubu, stratejik iş hedefleri doğrultusunda yıl içerisinde Tekfen İnşaat ile birleştirilmiş ve bu düzenleme ile gayrimenkul geliştirme ve yatırım faaliyetlerinin Tekfen İnşaat bünyesinde devam etmesine karar verilmiştir.

Tekfen Grubu’nun ikinci en büyük faaliyet alanını temsil eden Tarımsal Sanayi Grubumuz da 2019 yılını 3.983 milyon TL ciro ve 386 milyon TL net kâr yaratarak tamamlamayı başarmıştır. Bu kapsamda, bu grubun lokomotif şirketi olan Toros Tarım’ın 2019 yılında da ciddi tutarda bir ihracat gerçekleştirdiğini gururla vurgulamak isterim.

Kurucu ortaklarımızın 1956 yılında mütevazi bir mühendislik ve danışmanlık şirketi ile temellerini attığı ve günümüzde küresel bir değer haline gelen Tekfen Grubu’nu her geçen gün daha da ileri taşıma azmi ile, 2020 yılına da umutla bakıyoruz. Bu vesileyle, hedeflerimize ulaşmada her zaman çok önemli rolleri ve destekleri olan hissedarlarımıza, çalışanlarımıza, müşterilerimize ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunarım.

Saygılarımla,

Cahit Oklap
Tekfen Grup Şirketler Başkanı