Teknolojinin ve bilimin izinde 50 yıl

Tekfen'in temelleri, üç genç girişimci olan Feyyaz Berker, Nihat Gökyiğit ve Necati Akçağlılar'ın 1956 yılında ideallerini gerçekleştirmek üzere bir araya gelmeleriyle atılmıştır. Hepsi de öğrenimini inşaat mühendisliği üzerine yapan ortakların Amerika'dan döndükten sonra devlet görevlisi olarak çalıştıkları Bayındırlık Bakanlığı, Tekfen'in kurulmasında etken olan en önemli kesişim noktalarından biridir. Ortaklardan önce ikisinin, ardından üçüncüsünün devlet görevinden ayrılarak bir araya gelmesiyle Tekfen Holding'in çekirdeğini oluşturan ilk girişim, Türkiye'nin NATO'ya üye olması nedeniyle mühendisliğin önem kazandığı ve yurt çapında imar faaliyetlerinin hızla arttığı bir dönemde Feyyaz Berker ile Ali Nihat Gökyiğit tarafından mühendislik ve danışmanlık alanında hizmet vermek üzere kurulan "Feyyaz-Nihat Müşavir Mühendislik" (kısaca FN) adlı şirkettir.

Şirket bünyesinde ilk olarak çeşitli danışmanlık, mühendislik ve kontrol hizmetleri vermek amacıyla sınırlı bir sermaye ve kısıtlı imkânlarla bir laboratuvar kurulmuş, bu laboratuvarda müteahhitlere malzeme testleri ve toprak analizleri yapılmış, kum ve çakıl ocaklarının tespiti gibi konularda danışmanlık verilmiş, zemin etütleri gerçekleştirilmiş ve daha çok kalite kontrol işleri sürdürülmüştür.

 

FN'nin ilk işi olan Sinop Havaalanı inşaatındaki hizmetlerin ardından gelen ikinci önemli deneyimi, dönemin başbakanı Adnan Menderes tarafından İstanbul'da başlatılan imar faaliyetine yönelik olarak, bazı yolların yapımını üstlenen Veziroğlu İnşaat'a laboratuvar ve kontrol hizmetlerinin verilmesidir.

Bu deneyimlerin verdiği güven ve sağladığı ilişkilerle, danışmanlık hizmetleri yanında inşaat alanında da faaliyette bulunmak amacıyla Feyyaz Berker ve Nihat Gökyiğit tarafından 1957 yılında FN'nin kardeş kuruluşu olan Tekfen İnşaat Limited Şirketi kurulmuştur. "Tekfen" şirketi adını, ortakların yaşam felsefelerini ortaya koyacak bir biçimde "Teknoloji" ve "Fen" sözcüklerinden almıştır. Şirketin kurulmasından sonra gerçekleştirilen ilk iş, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde inşa edilen 9 NATO havaalanının banket stabilizasyon çalışmalarıdır.

Tekfen'in üçüncü ortağı olan Necati Akçağlılar'ın 1959 yılında Türkiye Hava Meydanları ve Akaryakıt Tesisleri Daire Başkanlığı'ndan ayrılıp Feyyaz-Nihat ikilisine katılmasıyla danışmanlık şirketi adını "Feyyaz-Nihat-Necati Müşavir Mühendislik", yani kısaca FNN olarak değiştirmiş, inşaat alanındaki faaliyetlerde ise büyük bir sıçrama gerçekleştirilmiştir.

 

 
Yeni alanlar, yeni fırsatlar

Özel uzmanlık gerektirmeyen düz inşaat ve hafriyat işlerine yoğunlaşan ilk faaliyetlerinin ardından, Williams Brothers firması kontrolünde İstanbul Boğazı'nın altından 6 inçlik iki adet akaryakıt borusunun geçirilmesi işi, projeye taşeron olarak katılan Tekfen'in ilk kez bir boru hattı projesiyle tanışmasını sağlamış ve gelecekte dünyanın sayılı boru hattı müteahhitlerinden biri haline gelmesiyle sonuçlanacak bir sürecin ilk adımını oluşturmuştur.

 

1960'ların başında Türkiye'nin hem ağır sanayi, hem de orta ve hafif sanayi bakımından birçok yatırıma sahne olması, şirketin faaliyetlerinin daha çok sanayi ve altyapı tesislerine yönelmesine yol açmıştır. Bu dönemde, Türkiye'nin haddelenmiş yassı demir çelik ihtiyacını karşılamak üzere 1961 yılında inşaatına başlanan Ereğli Demir Çelik Fabrikası'ndaki bazı düz inşaat işlerini üstlenen Tekfen, aynı zamanda fabrikanın soğutma ve kullanma suyunu temin eden Gülüç Barajı'nı inşa ederek o güne kadarki en önemli projelerinden birini gerçekleştirmiştir.

Tekfen'in büyüme stratejisinde öncelikli bir yer tutacak olan boru hatları ve petrol-gaz tesisleri alanında gerçekleştirdiği ilk işler de çoğunlukla yabancı firmaların taşeronluğu şeklinde başlamış ve firmanın bu projelerde sergilediği yüksek performans, edindiği deneyimle birlikte ona yeni kulvarlar açmıştır. Örneğin 1960 yılında Tekfen'in kendi başına inşa ettiği boru hatlarının ilk örneklerinden olan Bulgurdağı'ndaki 4,5 inç çapında ve 10 km uzunluğundaki toplama hatları ile 8 inç çapındaki Kürkan-Pirinçlik boru hattı, sonraki yıllarda üstlenilecek daha büyük projeler için bir hazırlık mahiyeti taşımıştır. Türkiye'nin en büyük petrokimya tesislerinden biri olarak aynı dönemde inşaatına başlanan İstanbul Petrol Rafinerisi (İpraş) ise her köşesinde Tekfen'in izini taşıyan tesislerden biri olmuştur.

1965 yılında inşaatına başlanan ve Batman petrol sahasını İskenderun Körfezi'ne bağlayan 493 km uzunluğundaki Batman-İskenderun Ham Petrol Boru Hattı da o güne kadar Türkiye'de inşa edilen en büyük boru hattı olarak Tekfen'in önemli işleri arasına katılmıştır. Her geçen gün boru hatları, sıvı ve gaz depolama tankları ve sanayi tesisleri konusundaki deneyimlerini artıran ve donanım olarak kendini geliştiren Tekfen'in çalışmaları, o günlerde bu tür hizmetleri verebilecek firma sayısının birkaç taneyi geçmediği ülkede işverenler tarafından da büyük takdirle karşılanmış ve firmayı yerli-yabancı proje sahiplerinin vazgeçilmez tercihlerinden biri haline getirmiştir.

 
Endüstriyel üretime ilk adım

1960'lı yılların ilk yarısında yaşanan bir diğer önemli gelişme, üç ortağın gelecekte Tekfen isminin geniş kitlelerce tanınmasını sağlayacak olan ampul işine girmeye karar vermesidir. İnşaat sektöründeki iş ve para akışının düzensizliğine karşı sanayi alanında yatırım yapmak amacıyla İstanbul'da kurulan ampul fabrikası, 1964 yılı ortalarında faaliyete geçip kısa zamanda ampul piyasasının üçte birine hakim olmuştur. Firma, aydınlatma konusunu sadece üretimle sınırlı bir ticari faaliyet olarak değil, aynı zamanda bir mühendislik ve kamusal eğitim konusu olarak ele almış ve bu amaçla fabrikanın giriş katında Tekfen Aydınlatma Enstitüsü'nü kurmuştur. Tekfen'in ampul konusuna çokyönlü bakışı, Philips ile ortak olarak 1966 yılında ampul kavanozu ve flüoresan imal etmek üzere İzmit'te ikinci bir fabrika kurulmasıyla daha da zenginleşmiştir. 1999 yılında yaşanan deprem nedeniyle söz konusu fabrikanın hasar görmesi ve Türkiye'nin artık ampul üretimi için cazip bir pazar olma özelliğini yitirmesi nedeniyle 2002 yılında üretimin Çin'de devam ettirilmesine karar verilmiştir.

 
 
Güçlenerek yola devam

1967 yılında İstanbul'a taşınan Tekfen İnşaat Limited Şirketi, anonim şirket statüsüne getirilerek Tekfen İnşaat A.Ş. adını almıştır. Bu aşamadan sonra bir yandan daha büyük inşaat işleri ve daha kapsamlı projelerle fiziki büyüme sağlanırken, diğer yandan firmanın inşaat işlerinin yanında imalat işlerini de üstlenebileceği bir yapıya kavuşturulması amaçlanmıştır. Böylece Tekfen İnşaat ve Tesisat A.Ş. (TİTAŞ) kurulmuş ve firma ilk projesini Türkiye'deki otomotiv sanayiinin temel taşlarından biri olan Tofaş fabrikasının inşaatını yaparak gerçekleştirmiştir.

1970'lerin başında artık hemen tümüyle petrol ve gaz tesislerine, boru hatlarına ve sanayi yapılarına yönelen faaliyetlerin ağır çelik üretim ve montaj ihtiyaçlarını da beraberinde getirmesi, 1970 yılında Tekfen İmalat ve Mühendislik A.Ş. çatısı
altında Derince'de bir üretim tesisi kurulmasına yol açmıştır. Uluslararası standartlara uygun olarak basınçlı ve basınçsız depolama tankları, ısı eşanjörleri, kondenserler ve buhar kazanları gibi endüstriyel ürünlerin üretimini yapan bu tesise daha sonraki yıllarda Ceyhan'da çelik yapıların üretiminde uzmanlaşmış bir imalat atölyesi de eklenmiş ve böylece Tekfen'in üretim yetenekleri önemli ölçüde geliştirilmiştir.

 
 

Tekfen'in tarihsel gelişimi içinde 1975 yılı, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı projesinin başlangıç tarihi olması itibarıyla önemli bir sayfa teşkil etmektedir. Boru hattının Türkiye tarafındaki 84 ve 70 kilometrelik iki ayrı parçası ile Ceyhan'daki tank sahasının ve deniz terminalinin inşaatını üstlenen Tekfen İnşaat, taşeron olarak yer aldığı bu dev proje sayesinde cirosunu katlamış, makine parkını genişletmiş ve sonraki yıllarda hızla büyümesine katkıda bulunacak şekilde kendini yenileme ve geliştirme fırsatı bulmuştur. Nitekim Tekfen'in bu projenin ardından 1983 yılında 457 km uzunluğundaki Yumurtalık-Kırıkkale Ham Petrol Boru Hattı ve 1985 yılında 890 km uzunluğundaki Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı 2. Kısım projelerinde müteahhit olarak doğrudan yer alabilmesi, öncelikle 1975 yılında gerçekleştirdiği atılımın bir getirisidir.

 

Gelişme süreci içinde petrol tesislerinin yanı sıra altyapı inşaatları da Tekfen açısından önemli bir yere sahiptir. 1978 yılında başlayan ve firmanın Sangamo Group ile birlikte Kuveyt'te yapımını gerçekleştirdiği Fahaheel Otoyolu, ilk yurtdışı projesi olarak bir bakıma Tekfen'in dünyaya açılışının simgesidir. Söz konusu otoyolun ardından Kuveyt'te, Suudi Arabistan'da ve Irak'ta gerçekleştirilen projeler Tekfen'e yurtdışı faaliyetlerinin kapısını aralamış, onun geleceğe yönelik hedeflerine yeni bir boyut kazandırmıştır. Öncelikle Ortadoğu bölgesinden başlayan bu gelişme, zamanla başka coğrafyaların da eklenmesiyle Tekfen'in bugün aynı anda dünyanın birçok farklı bölgesinde iş yapabilen uluslararası bir müteahhitlik firması haline gelmesini sağlamıştır.

 
Tüketicilere yeni ürünler
 

Tekfen'in inşaat ve müteahhitlik alanındaki faaliyetlerinin dışında gerçekleştirdiği endüstriyel yatırımların en önemlilerinden biri de 1976 yılında dayanıklı süt ve süt ürünleri üretimi yapmak üzere kurulan Mis Süt A.Ş.'dir. Kuruluşun faaliyete geçtiği yıllarda Türkiye'de yaşanan ekonomik olumsuzluklara rağmen birkaç yıl içinde kâra geçen Mis Süt, 1980'lerden itibaren ihracat olanaklarının artması sayesinde önemli bir büyüme trendi yakalamış ve ilerleyen yıllarda kendi sektöründe pazar liderliğini ele geçirmiştir. Firma, 2000 yılında Nestlé'ye devredilinceye kadar Tekfen Holding bünyesinde faaliyetlerini sürdürmüştür.

Tekfen Grubu'nun Mis Süt A.Ş. ile başlayan ve kısa zaman içinde önemli bir hacme ulaşan ihracat faaliyetleri, Tekfen dışında başka firmaların da ürünlerini yurtdışına pazarlamak üzere 1981 yılında Tekfen Dış Ticaret A.Ş.'nin kurulmasına zemin hazırlamıştır. Kısa zaman içinde 50'ye yakın ülkede faaliyet göstermeye ve farklı sektörlerden 200'ün üzerindeki sanayi kuruluşuna yurtdışında temsilcilik hizmeti vermeye başlayan şirket, kuruluşundan yalnızca 6 yıl sonra Türkiye'nin en büyük ihracatçısı ünvanını kazanmıştır.

Toros Gübre'yle yeni denizlere

1981 yılı, aynı zamanda Tekfen Holding'in bir diğer büyük sanayi girişimi olan Toros Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin faaliyete geçmesi bakımından da özel bir anlam taşımaktadır. Söz konusu tarihte Ceyhan'da üretime başlayarak kısa zamanda kimyasal gübre pazarının önde gelen oyuncularından biri haline gelen Toros Gübre'nin kuruluşu sadece kârlı bir işletmenin gruba katılması bakımından değil, aynı zamanda Tekfen'in beş ana iş alanından biri olan tarımsal sanayi sektörüne girişi bakımından da firma tarihinin en önemli köşe taşlarından biridir. Ceyhan'daki fabrikaya daha sonra Akgübre ve Samsun gübre fabrikalarının da katılmasıyla, Toros grubu Türkiye'nin en büyük kimyasal gübre üreticisi haline gelmiştir.

Tekfen'in gübre üretimiyle başlayan tarımsal sanayi faaliyetleri daha sonraki yıllarda gelişen yapının doğurduğu ihtiyaçlar doğrultusunda birçok yeni oluşuma yön vermiştir. Bunların başında Toros Terminal gelmektedir. Toros Gübre fabrikasının, Doğu Akdeniz'in zaman içinde ulaştırma hizmetleri bakımından stratejik bir öneme sahip olacağı öngörüsüyle, başından beri gübre üretimi dışındaki alanlarda da hizmet verecek şekilde dizayn edilmesi, tesisin denize uzanan iskelesinin zamanla gübre dışında pek çok farklı ürün için önemli bir yükleme-boşaltma alanı haline gelmesini sağlamıştır.

 

Petrol terminalciliğine yönelik olarak fabrika sahası içinde inşa edilen depolama tankları, günümüzde de önemli bir gelir kaynağı durumundadır. Sunduğu terminal hizmetlerinin gün geçtikçe daha fazla talep görmesi nedeniyle 1990 yılında kapasitesi artırılan Toros Terminal, bugün Doğu Akdeniz bölgesinin en büyük limanı olarak İskenderun limanından daha fazla iş yapmaktadır.

 

Terminal dışında gübre faaliyetlerinin bir uzantısı olarak 1986 yılında Adana'da bir torba fabrikası satın alınmış, 1990 sonrasında ise zirai ilaç, tohum ticareti ve aşılı fide üretimi alanlarında önemli yatırımlar yapılmıştır. 2000'li yılların ortalarında Toros, gübreden tarla ve sebze tohumculuğuna, fidecilikten tahıl ve yem hammaddeleri ticaretine kadar çok geniş bir alanda faaliyet gösterir hale gelmiştir. Ayrıca 2004 yılında Adana'da tarımsal Ar-Ge faaliyetlerinin yürütüldüğü Agripark tesislerinin bünyeye alınmasıyla Toros, tarımsal sanayi alanındaki lider konumunu daha da pekiştirmiştir.

 
 
Dev projeler dönemi

1983 yılında yapımına başlanan 457 km uzunluğundaki 24 inçlik Yumurtalık-Kırıkkale Ham Petrol Boru Hattı, Tekfen'in ilk EPC projesi olması ve boru hattı işinde kendi başına hareket etme yeterliliğini sınaması bakımından ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Oldukça engebeli bir arazide ve zor koşullar altında gerçekleştirilen boru hattının inşası sırasında ortaya çıkan ihtiyaçlar nedeniyle Tekfen İnşaat bünyesinde bir araya getirilen mühendislik grubu, daha sonra Tekfen grubunun danışmanlık ve proje denetim hizmetleri alanında sahip olduğu deneyim ve bilgi birikimini aynı çatı altında toplayarak dışarıya da mühendislik ve danışmanlık hizmetleri vermek amacıyla bağımsız bir şirket statüsüne kavuşturulmuş ve böylece 1984 yılında Türkiye'nin en yetkin mühendislik şirketlerinden biri olan Tekfen Mühendislik A.Ş. ortaya çıkmıştır.

 

Tekfen tarihinde 1980'li yılların sonlarına damgasını vuran en önemli projelerin başında, 1989 yılında inşaatına başlanan ve bağlantı yollarıyla birlikte uzunluğu 300 kilometreyi aşan Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) Otoyolu gelmektedir. Bir defada yapılan en yüksek bedelli iş olarak firma tarihinde önemli bir dönüm noktası olan proje, her bakımdan dünya çapında bir mega projedir. Ayrıca bu proje ile birlikte Tekfen'in sanayi yapıları ve petrol-gaz tesisleri dışında altyapı ve kamusal yapı inşaatlarına yönelik faaliyetlerinde de önemli bir artış meydana gelmiş ve firma 90'lı yıllar boyunca birçok dev projeye imza atmıştır.

Tekfen'in söz konusu dönemde geleneksel çizgisinin dışında gerçekleştirdiği projeler arasında İstanbul Sinanoba ve Ataşehir uydukentleri ön sırayı almaktadır. Bu projeleri 1990'ların başında yapımına başlanan 3,5 km uzunluğundaki Şişli-Levent metro hattı ve 1997 yılında başlanan 80 bin kişilik İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı izlemiştir. Ayrıca Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesinden sonra 1993 yılında satın alınan HMB (Hallesche Mitteldeutsche Bau AG) adlı inşaat şirketi yoluyla Rusya'nın Samara kentinde gerçekleştirilen Çernoreçe Askeri Konut Projesi, sadece doğa şartlarının uygunsuzluğundan kaynaklanan zorluk derecesi bakımından değil, aynı zamanda Tekfen'in o güne kadar gerçekleştirdiği en büyük kamu projelerinden biri olması bakımından da firma tarihinde derin izler bırakmıştır.

Tekfen'in yurtdışındaki inşaat faaliyetleri 1991 sonlarında Sovyetler Birliği'nin dağılması ve bağımsızlıklarını kazanan Türk cumhuriyetlerinin bakir bir pazar olarak ortaya çıkmasıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Tekfen'in bölge ülkeleriyle yakın ilişkiler kurması, özellikle petrol yatırımlarının yoğun olduğu Hazar bölgesinde önemli bir iş hacmi yaratmasını sağlamıştır. Özbekistan'da Tekfen ortaklığıyla kurulan Papfen iplik fabrikası da, bölge ülkeleriyle kurulan yakın ilişkilerin bir göstergesidir.

 
Yeni iş alanları

İnşaat alanındaki çalışmaları hızla gelişen Tekfen'in proje finansmanı konusunda karşılaştığı zorluklar, 1980'lerin ikinci yarısında grubun bir yatırım ve finansman bankası kurma kararına yol açmış ve böylece 1989 yılında Tekfenbank hayata geçmiştir.

Esasen bankanın kuruluş başvurusu mevduat bankası olarak yapılmıştı. Ancak Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, piyasada yeterli sayıda mevduat bankası bulunduğu gerekçesiyle, Türkiye’de eksikliği daha fazla hissedilen yatırım ve finansman bankası lisansı vermişti. Bu nedenle Tekfenbank, uzun yıllar tek bir şubeyle faaliyet gösterecekti.

 

1990 yılında İspanya’nın üçüncü büyük bankası Banesto’nun yüzde 10 hisse satın almasıyla adından daha fazla söz ettiren Tekfenbank, kurulduğu günden itibaren bankacılık sektöründe temkinli, ama kararlı bir büyümenin temsilcisi oldu. Bu nedenle 1994 ekonomik krizini sorunsuz atlatan Tekfenbank, birçok bankanın kapanmak zorunda kaldığı 2001 krizini ise bir fırsat olarak değerlendirerek orta ölçekli bir ticari banka olan Bank Ekspres’i satın aldı. Böylece yıllar önce arzu edilen bir hayal hayata geçmiş ve Tekfenbank için mevduat bankası olma yolu açılmıştı.

Bank Ekspres’i satın alarak önemli bir çıkış yakalayan Tekfenbank, 2002 başlarında şube sayısını 30’a yükseltmişti. Tekfenbank’ın Bank Ekspes’i satın almasından sonra yönetimin belirlediği strateji, ya halka açılarak büyümeyi sürdürmek ya da yabancı bir ortakla birleşmek yönündeydi. 2000’li yılların ortalarından itibaren yabancı finans çevrelerinin Türkiye’deki bankacılık sektörüne ilgisinin artması, bu seçeneklerden ikincisini daha olanaklı hale getiriyordu.

Nitekim, 2005 Mayıs’ında Yunanistan’ın ikinci büyük bankası olan Eurobank EFG ile başlayan görüşmeler çok hızlı bir şekilde olgunlaştı ve 8 Mayıs 2006 tarihinde iki banka arasında bir ortaklık anlaşması imzalandı. İmzalanan anlaşma, Tekfenbank hisselerinin yüzde 70’inin Eurobank EFG’ye devredilmesini, ancak Tekfen Grubu’nun yüzde 29,26 hissesiyle stratejik ortaklığını devam ettirmesini öngörüyordu. Bankanın unvanı da yasal süreçlerin tamamlanması ve hisse devrini takiben 11 Ocak 2008 itibariyle Eurobank Tekfen olarak değişti.

Eurobank Tekfen, 2006-2012 yılları arasında hızlı bir gelişme sergileyerek şube sayısını 60’a yükseltti. Eurobank Tekfen, artık Türkiye’nin önemli sanayi ve ticaret bölgelerinde, özellikle küçük ve orta işletmeler için ciddi bir iş ortağı haline gelmişti. Türkiye’nin canlı ve büyüyen ekonomisi de banka yönetiminin geleceğe güvenle bakmasını sağlıyordu.

Ne var ki Eurobank EFG, Yunanistan’da derinleşen ekonomik kriz nedeniyle 2011’de küçülme ve Eurobank Tekfen’deki hisselerini satma kararı aldı. Eurobank EFG’nin 9 Nisan 2012’de hisselerini Kuveytli Burgan Bank’a satacağını açıklamasının ardından Tekfen Grubu da, kendi kontrolündeki yüzde 29,26 oranındaki hisseyi aynı bankaya devredeceğini duyurdu. Aynı tarihte, bankanın devir işlemleri için tarafların tabi olduğu tüm resmi kurumların onay ve izinlerinin alınması için işlemlere başlandı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 6 Aralık’ta gerekli izni vermesiyle, Eurobank Tekfen ve tüm iştirakleri (EFG Menkul Değerler ve EFG Leasing) 21 Aralık 2012 tarihi itibariyle Burgan Bank’a resmen devredildi.

         

Diğer taraftan Tekfen grup şirketlerinin sigorta ihtiyaçlarını karşılamak üzere 1981 yılında Teknik Servis ve Ticaret A.Ş. bünyesinde yürütülmeye başlayan sigortacılık faaliyetleri 1989 yılında Tekfen Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. adıyla ayrı bir şirket haline getirilmiş ve söz konusu girişim hızla büyüyerek bugün Türkiye'nin en yüksek prim üretimine sahip aracı kuruluşlarından biri haline gelmiştir.

Türkiye'de tüketim alışkanlıklarının değiştiği 1980'li ve 1990'lı yıllar, başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin büyük kentlerinde birbiri ardına çok sayıda alışveriş merkezinin açılışına sahne olmuştur. Ancak Tekfen'in Akkök ve İstikbal gruplarıyla ortak olarak kurduğu Akmerkez, söz konusu alışveriş merkezleri arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. 1993 yılında kapılarını müşterilerine açan Akmerkez, gerek mimari özellikleri, gerek ziyaretçi sayısı, gerekse bina yönetimi ile uluslararası arenada da ses getirerek çok sayıda ödüle layık görülmüş ve 1995 yılında Avrupa'nın, 1996 yılında da dünyanın en iyi alışveriş merkezi seçilmiştir.

Aynı dönemde Tekfen, Akmerkez'deki tek bir mağazayla başlayıp kısa zamanda 25 mağazalı bir süpermarket zincirine dönüşen Makro, Türkiye'nin ilk yapı marketi olan Götzen ve Türkiye'yi "hipermarket" kavramıyla tanıştıran Belpri ile perakendecilik alanında hızlı bir genişleme yaşamış, ancak ana faaliyet konularına odaklanma stratejisi nedeniyle 2000 yılında bu girişimlerden çıkma kararı almıştır.

Daha önce inşa ettiği uydukent projeleri ile konut ve emlak sektörünü daha yakından tanıma fırsatı bulan Tekfen yönetimi, 2000 yılında gerçekleştirilen yeni organizasyon çalışmaları kapsamında, gelecek vaat eden emlak geliştirme projelerine yoğunlaşmak üzere bir Emlak Geliştirme Grubu kurulmasına karar vermiştir. Üst gelir gruplarına ve kurumsal müşterilere yönelik özel emlak ve işyeri projeleri üretmek üzere kurulan Emlak Geliştirme Grubu'nun ilk projelerinden biri olarak İstanbul'da eski Fransız Pastör Hastanesi'nin arazisi üzerinde inşa edilen Taksim Residences, gerek inşaat kalitesi, gerekse çevre düzenlemesiyle büyük beğeni toplayarak emlak piyasasında ilgiyle karşılanmıştır.

 

Butik projelerin bir diğer örneği olan Tekfen Tower ise, fiberoptik haberleşme altyapısı, güneşi denetleyen özel camları, 800 araç kapasiteli otoparkı ve klima sistemiyle İstanbul'un en ileri teknolojiye sahip ofis binası olarak iş çevrelerinden büyük övgü toplamış, ticari olarak da büyük bir başarı kazanmıştır. Levent'teki eski Tekfen ampul fabrikasının yerine inşa edilen 26 katlı yapının işletmeciliği de Tekfen Services tarafından yürütül- mektedir.

 
Yeni yapılanmayla yarınlara

1990'lı yılların sonlarına doğru Tekfen'in içinde bulunduğu koşullar, gerek faaliyet çeşitliliği, gerek iş hacmi, gerekse çalışan sayısı bakımından daha birkaç yıl öncesine göre büyük bir ilerleme kaydetmiş olan grupta bir yeniden yapılanma sürecini zorunlu kılmıştır. Söz konusu yapılanmanın gereği olarak Tekfen şirketleri yeni bir yönetim şemasına göre organize edilmiş ve bu organizasyon profesyonel bir yönetime bağlanmıştır. Müteahhitlikten süt üretimine, perakendecilikten uçak işletmeciliğine kadar çok farklı alanlarda faaliyet gösteren 70'i aşkın iştiraki ile dev bir yapı haline gelen Tekfen'in yönetim yapısı, 2000 yılında gerçekleştirilen organizasyon ile grubun bundan sonraki istikametini belirleyecek beş ana faaliyet alanı çevresinde toplanmıştır. Bu faaliyet alanları sırasıyla Taahhüt Grubu, Tarımsal Sanayi Grubu, Bankacılık Grubu, Emlak Geliştirme Grubu ve Yatırım ve Hizmet Şirketleri Grubu'dur.

 

Öte yandan Tekfen'in sosyal ve kültürel faaliyetlere katkısını daha ileriye götürmek üzere 1999 yılında Tekfen Vakfı kurulmuştur. Türkiye'deki pek çok kültür ve sanat projesinin destekçisi olan Tekfen Vakfı, aynı zamanda her yıl 180 başarılı öğrenciye karşılıksız eğitim bursu vermekte ve Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı'nın (TEMA) en büyük destekçileri arasında bulunmaktadır. 1992 yılından bu yana önemli bir kültür elçisi olarak dünyanın pek çok değişik yerinde konserler veren Tekfen Filarmoni Orkestrası da, Tekfen'in kültür ve sanat alanına yaptığı önemli katkılardan biridir.

 
         

Tekfen, faaliyet gösterdiği her alanda mükemmelliği yakalamaya çalışan ve bugüne kadar gerçekleştirdiği tüm çalışmalarda etik değerlere bağlılığı ön koşul sayan Tekfen, geçmişinde olduğu gibi, bundan sonra da gurur duyacağı eserlerle yoluna devam etme kararlılığındadır. Tekfen'in üç kurucusu olan Feyyaz Berker, Ali Nihat Gökyiğit ve Necati Akçağlılar'ın kendilerinden sonraki yöneticilere bıraktığı değerler, Tekfen kültürünün en önemli dayanağı olarak, yeni 50 yılların da yolunu aydınlatmaya devam etmektedir.

 

 

Sorumluluk ve Haklar | Gizlilik İlkeleri